Türkiye'de her yıl yaklaşık 1,5 milyon bebek dünyaya geliyor. Bunun 100 bini prematüre (erken doğum). Bu bebeklerin 'yenidoğan uzmanı'nın kontrolünde belli bir süre kuvözde yaşaması gerekiyor. Peki Türkiye"de Yeni doğan uzman sayısı kaç? 100"ü geçmiyor. Yenidoğan (Neonatoloji) Uzmanı Prof. Dr. Ebru Ergenekon, Türkiye"deki yeni doğan ünitelerinde yetişmiş uzman açısından bu sayının az olduğunu söylüyor.
İleri teknoloji ile çalışan yeni doğan ünitelerinde büyük şehirlerdeki yer sorununa da değinen Ergenekon, “Başka hastanelere göndermek zorunda kaldığımız çok çocuk oluyor. Ankarada 5 üniversite hastanesi, çok iyi hizmet veren iki tane devlet hastanesi ve iki-üç tane de özel hastane var .Yani toplam 10 tane güvenebileceğiniz yeni doğan ünitesi var. ”Ankara"daki doğum sayısının çokluğuna dikkat çeken Ergenekon “Karabük, Çorum, Kastamonu gibi çevre illerden insanlar Ankara"ya geliyor. Antalya"ya baktığınızda sadece Akdeniz Üniversitesi bütün Akdeniz"e hizmet veriyor . Korkunç hasta akınları var. Onların yatak sorunları bizden çok daha fazla. Doğu ve Güney Doğu"da ise zaten çok sınırlı” diyor.
Türkiye"nin kaynakları yetersiz değil ama kaynakların kullanımında çok akılcı bir tutum yok diyen Ergenekon “Nasıl gelir dağılımımızda bir dengesizlik varsa tabiî ki sağlık hizmetlerimizin dağılımında da aynı dengesizlik söz konusu. Uzmanların hekimlerin çoğunluğu İstanbul"da, Ankara"da veya İzmir"de, hekimleri Doğuya ya da Güney Doğu"ya götüremiyorsunuz.” Bunun nedenini hekimlere verilen düşük ücretlerle ve okul bittikten, ihtisas yaptıktan, yan dal ihtisası yaptıktan sonra her sefer için ayrı ayrı mecburi hizmete tabi tutulmaları olarak açıklıyor.
Bebek Ölümleri İleri Teknoloji ile Değil
Bilinçlenme İle Önlenebilir
Yılllardır süren bebek ölüm hızında azalma yaşandığını söyleyen Ergenekon, “1980"lerde binde 130"lardaki rakamlar artık binde 26"lara indi. ”Bebek ölümü hızının azalmasında aşı kampanyalarının, ishallerin önlenmesinin büyük etkisi olduğunu söyleyen Ergenekon, Ülkemizde bu sayının yerini yeni doğan ölümlerinin aldığının altını çiziyor. “Bebekler için ilk bir hafta en kritik dönem oluyor. Bunun nedeni hastanelerde hemen doğar doğmaz bebeğe bakacak yeterli insan olmaması. Hesaplandığında ülkemizde her 15 dakikada bir bebek ölüyor. Bu çok yüksek bir sayı.” Ergenekon için bu sayının azalmasını sağlayacak en önemli faktörlerin başında çok ileri teknolojiler değil; bilgi, bilinç ve ilginin olması gerektiğini belirtiyor. Çünkü bebek ölümlerinin çoğu doğum salonundaki ısının korunamaması ya da çocuğun aç kalması gibi basit nedenlerle meydana geliyor. “Doğum gerçekleştikten sonra otomotik refleks olarak oradaki sağlık personeli annenin sağlığı ile ilgileniyor diyen Ergenekon “Prematüre çocuktan sorumlu kimse yoksa orada çocuk nefes alamayabilir, morarabilir, her şey olabilir. Özellikle Anadolu"da bebeklerin oksijensiz kalma durumlarının çok yaşandığına dikkat çeken Ergenekon “eleman az, teknik az ve bu konuda yerleşmiş bir eğitim yok. Saglık Bakanlığı"nın yıllardır bu konuda birtakım çabaları var. Yeni Dogan Canlandırma Programı diye kurslar düzenliyor. ”Bu kurslarda eğitmen olarak da görev aldığını söyleyen Ergenekon, “yeterli duruma gelinmesi zaman alacak” diyor.
Yeni Doğancı Kimdir?
Neonatoloji"nin yani Yeni Doğan"ın dönemi klasik olarak bebeğin 0-28 gününü bazen de ilk iki ayını kapsıyor. Bu dönemlerde bebeklerde zamanında doğsa bile birtakım problemler görülebiliyor, örneğin sarılık gibi. “Çocuğunun ne kadar erken doğduğu ve doğduğunda kaç kilo olduğu Neonatoloji Uzmanları için oldukça önemli. Bizim açımızdan en büyük risk bebeğin 32 haftanın altında doğmasıdır” diyen Ergenekon, eğer bir kilonun altında doğmuşsa bu bebeklerin üçte birinde ciddi problemler yaşanıyor. Prematüre doğan bebekler doğduklarında akciğerleri tam gelişememiş oluyor, solunum cihazına bağlanmaları gerekebiliyor, beyin kanaması geçirme riskleri olabiliyor, hayatın ilk on gününde bu risk daha fazla oluyor. Eğer beyin kanaması geçirirlerse ileride zihinsel gelişimleri yani hem zeka gelişimleri hem sinirsel gelişimleri geri olabiliyor, olumsuz etkilenebiliyor. Mide bağırsak sistemleri tam gelişmemiş oluyor. Beslemeye çalışıyorsunuz çocuk kusuyor, karnı şişiyor bazen de bağırsak tıkanıklığı oluşabiliyor. Yani her sistemle ilgili yeterince gelişmemiş olmaktan kaynaklanan bir sürü sorun oluyor. ”Prematüre doğan bebeklerin uzun süre yenidoğan ünitelerinde yoğun bakım ünitelerinde yatmaları gerekiyor.” Bu yoğun bakım ünitelerinde yatarken ki tüm izlemleri Neonatolog Uzmanları tarafından yapılıyor.
Bebekler taburcu olduktan sonra da yeni doğancının işi bitmiyor. Bebeğin geçmişini yani ilk doğduğu andan itibaren bütün zor zamanlarını bilen yeni doğancının; bebeğin daha sonradan çıkan sorunlarında gereken yerlere yönlendirmek, aileye yardımcı olmak, destek olmak, tüm bilgileri toplayarak çocuğa bir bütün halinde yaklaşması açısından rolü çok büyük. Ergenekon “Riskli bir bebek söz konusu olduğu zaman o çocuğu okul çağına hatta üniversiteye kadar takip ettiklerini söylüyor. “Akciğerleri gelişmemiş olduğu için yeni doğan ünitesine yatarken yapılan tedavilerinde birtakım komplikasyonları oluyor ve biz bunları uzun vadede görüyoruz. Uzun vadede bu çocuklar daha az spor yapabiliyorlar, astıma eğilimleri olabiliyor daha büyük yaşlarda. Zeka açısından da değerlendirmeler yapan Ergenekon, çocuğun zekasının normal olabileceğini fakat öğrenme güçlüğü ile karşılaşılabileceğini söylüyor. Bunun yanı sıra dil, matematik becerileri problemlerinin yaşanabileceğini söylüyor. İlk üç yıl çok sık takip etmek gerektiğini söyleyen Ergenekon, daha sonraki süreçlerin altı ayda bir ya da yılda bire düştüğünü iletiyor.. “Zamanında doğsa da doğum sırasında oksijensiz kalan bebekler de var. Oksijensiz kaldıkları zamanda yine etkilenme derecesine göre ileride çocuklarda görülen hastalıklar arasında; zeka ve öğrenme sorunları görülebiliyor. Bu bebekleri takip etmek gerekiyor” diyor. Peki bu takip sadece yeni doğancıların yanı sıra çocuk nöroloğu, çocuk gelişim uzmanı, psikolog ve fizyoterapistlerler iş birliğinde sürdürülüyor.
İlk Kontrol Çok Önemli
Doğumdan sonra bebekler "İlk gün ya da ikinci günde anneleri ile evlerine gönderilirler ama bebeğin üçüncü gün kontrol edilmesi çok çok önemlidir. “Bebeğin yeteri kadar beslenip beslenemediği bu kontrolde anlaşılıyor. Eğer bebek beslenemiyorsa ciddi bir kilo kaybıyla vucudunda tuz yükselir. Tuzun yükselmesi beyin için tehlikeli olabiliyor. Ya da başka bir durum sarılık açısından da ilk kontrol çok önemli. İki tane tarama tanı var mutlaka yapılması gerekiyor ve Sağlık Bakanlığına gönderiliyor. ”Önemliler listesinin başında yıllık göz kontrolü ve işitme testleri de yer alıyor. Ergenekon “İlk üç yıl çok sık takip etmek gerek” diye de uyarıyor.
Bebeklerde Beyin Oksijeni
Ankara Üniversitesi Çocuk kliniğinde 1992"de Çocuk Hastalıkları ihtisasını tamamalayan Ergenekon aynı yıl ABD Sentpek Üniversitesinde Yeni Doğan ihtisası yapmış ve 95"te Türkiye"ye gelmiş. 1997"den beridir Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD, Neonatoloji Bölümünde öğretim görevlisi olarak çalışmalarına devam eden Ergenekon, yaptığım işten çok memnunum diyor. Nisan ayından beri çalışmalarını part time olarak sağlıklı çocuklar evinde yürüten Ergenekon “Sorunlu olabilecek bebeklerin tüm izlemlerini bu çatı altında yapabiliyoruz” diyor. Hastanede de çok iyi bir takip polikliniğimiz var. Bizim servisimizden taburcu olmuş bütün bebekler kontrole geliyor. Riskli yeni doğanların uzun süreli izlemini yapıyoruz diyebiliriz.
Ergenekon devam ettikleri TÜBİTAK projesi ile ilgili de bilgi veriyor. “Çocuğa hiç zarar vermeyen bir aletle bebeklerde beyin oksijenini ölçmeye çalışıyoruz. Sorunlu bir prematüre bebek ya da doğumda oksijensiz kalmış bir bebek acaba beyin oksijeni ilk doğduğunda nasıldı? Bu tedaviyi uyguluyoruz ve bu tedaviden sonra acaba bir düzeltme yapabildik mi ve daha sonra nasıl olacak vs gibi bir proje uzerinde çalışmaya başladık. Yurtdışından gelen bu alet Türkiye"de tek. Hiçbir rahatsızlık ve ağrı vermiyor” diyor.
Ergenekon başka bir projelerinden daha bahsediyor. “Görme sorunu yetiştirilebilecek olan prematüre bebeklerin kanlarında bazı maddelerin eksikliği ya da fazlalığı söz konusu olabiliyor. Acaba bu maddelerin düzeyleri nedir diye bir çalışma tamamladık. O da şimdi yazma aşamasında. “






